…ve DTP Kendini Kapattırdı.

Anayasa Mahkemesi sonuda DTP için kapatma kararı aldı. Kasım 2002 seçimleri ile dolaylı yollarla da olsa meclise giren ve uzun yıllardır Türkiyenin başını ağrıtan meselelerin önünü açmada katkı sunması beklenen DTP, umutları boşa çıkardı. Türkiye partisi olma iddiasıyla yola çıkıldı, Kürtlerin bile temsili başarılamadı. Kürt halkının sorunları yerine terörle arasına mesafe koyamayan bir tutumla İmralı’yı “güneş” edindiler. Yıllar sonra devletin, yanlışlar yapıldığını dolaylı yollarla kabul edip adeta telafi girişimi başlatması, ilginçtir ki en çok DTP’yi rahatsız etti. Siyasi rant elde ettikleri Kürt sorununun çözülmesi, aynı zamanda kendi tasfiyeleri anlamına geldiği için sokakları karıştırmaya ve adeta kendilerini kapattırıp kaosun ve acıların devam etmesi yönünde tavır koydular. …ve sonuç:
Anayasa mahkemesi DTP’nin kapatılması kararını verdi. Maalesef DTP Türk demokrasinin kendilerine tanıdığı töleransı imralı ve PKK güdümünde kötüye kullanarak kendi kapatılma kararını imzalamış oldu.

Peki Şimdi Ne Olacak?
Elbette parti kapatmak çözüm olmayacak. Yeni kurulan bir parti ile ya da zaten yedekte bekletilen bir parti ile yola devam edilecek. Ve bu siyasi zihniyetin koz olarak kullanacağı bir durum ortaya çıktı. Tam da bu yüzden DTP kendini kapattırdı. İşte bu noktada görev Kürt Hakına düşmekte. ETÖ, gizli servisler, karanlık eller ve kirli planlarla iç içe girmiş ve neye hizmet ettiği belli olmayan (ama aslında bellidir: Kendilerin dışında başka birşey) PKK-DTP zihniyeti ile arasına mesafe koymak. Kendi haklı taleplerini meşru zeminde ifade edebilecek ve bunu teröre bulaşmadan, teröristten meden ummadan yapabilecek bir siyasi iradeyi bünyesinden çıkarabilmek Kürt Halkının boynunun borcudur. Çok basit bir tahlil dahi bu zarureti ortaya koymaya yetebilir: Bir terör örgütü dış güçlerin desteği olmadan yaşayamaz. Dış güçler de bir örgütü ancak kendi amaçlarına da hizmet etmeleri karşılığında destekleyebilir. Kürtlerin; uyuşturucu, silah kaçakçılığı, insan kaçakçılığı konusunda “uzman” olan ve dış güçlerin maşası olduğu aleni olan bir zihniyete ve onun siyasi uzantılarına artık prim vermeyeceklerini umut ediyorum.
Not: Bu satırların yazarı etnik olark Kürt olmakla birlikte ırkçılığı ve kafatasçılığı ilkellik olarak değerlendirmekte ve lanetlemektedir.

2 views

11 Aralık 2009
Okunma 2
bosluk

Erdoğan, Nabi Şensoy’un İstifasının Sinyalini Verdi. (Video)

İşte ABD ziyareti öncesi Erdoğan’ın verdiği mesajlar…

4 views

Google Etiketleri:

10 Aralık 2009
Okunma 4
bosluk

Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy Neden İstifa Etti?

Nabi Şensoy’un, olaylı bir şekilde Washington Büyükelçiliği’nden ayrılmasının perde arkası aralanıyor. İddia edildiğinin çok ötesinde ilişkiler ortaya çıktı. Erdoğan, daha ABD’ye gitmeden bunun mesajını vermişti.

İşte Nabi Şensoy’un istifasının perde arkası:

Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy’un istifası Türkiye gündeminde büyük etki yarattı.

Başbakan Erdoğan’ın “Monşerler” diye hitap ettiği dışişleri çevreleri  ve muhalefet istifanın gerçek nedeninin siyasi olduğu yorumlarını dile getirdi.

Yorumlarda Şensoy’un istifa gerekçesi basitti.

Erdoğan- Obama görüşmesine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun girememesi.

Bakan Davutoğlu ziyaretten haftalar önce Şensoy’a görüşmeye kendisinin de girmek istediğini, bu talebin ABD’ye iletilmesini emrettiği yönündeydi.

Talep ABD tarafına iletilmemiş, hatasını kabul eden Şensoy da hatasını kabul ederek istifaya zorlanmıştı.

Yapılan yorumların tamamının genel çercevesi buydu.

Peki gerçek bu mu?

Yani salt gerçek demek istiyorum!!!

Bizce istifaya zorlamanın perde arkasında çok daha büyük bir skandal yatıyor.

Erdoğan’ın Amerika ziyaretinin hemen ardından gerçekleşen bu istifa kararının arkasında yatan gerekçe, gerçekten de siyasiydi.

Hem de Türkiye’yi ABD cephesinde çok zor durumda bırakacak bir siyasi karalama kampanyası vardı.
Hatırlanacağı üzere Doğan Grubu’ndan Sedat Ergin ve Rıza Türmen bir süre önce Amerika’ya gitmiş, ABD Kongresi’ne bağlı İnsan Hakları Komisyonu’yla Türkiye hakkında bilgilendirme toplantısı yapmıştı.

Ergin ve Türmen ikilisi toplantıda Türkiye ve AK Parti hükümetini karalayan akıl almaz ifadeler kullanmıştı.
Doğan Grubu şirketlerine vergi kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle kesilen ceza “Hükümetin karşıt medyayı cezalandırması” olarak sunulmuş, Türkiye’deki basın özgürlüğünün giderek daraldığına dikkat çekilmişti.

Türkiye aleyhine Doğan Grubu’nun yürüttüğü bu propaganda çalışmalarında Büyükelçi Nabi Şensoy’un da adı geçmişti.

En önemli iddia; toplantıyı Doğan Grubu adına Şensoy’un ayarlamış olmasıydı.

Nabi Şensoy’un bir süredir Washington’da Türk Büyükelçisi sıfatından ziyade Doğan Grubu’nun sözcüsü gibi davrandığı da hükümete rapor edilen konuların başında geliyor.

Hatta Başbakan Erdoğan, ABD ziyareti öncesi İstanbul’da katıldığı bir açılışta bu duruma özellikle dikkat çekmişti.
Erdoğan, Türkiye � ABD ilişkilerinin birileri tarafından yanlış enformasyonlarla bozulmak istendiğinin farkında olduğunu söylemişti.

Başbakan, “Birileri içeriden hasmane biçimde bizi karalıyor. Onları biliyoruz gerektiği zaman da açıklarız” sözleriyle Doğan Grubu ve Büyükelçi Şensoy’un ABD’de yürüttüğü işbirliğine dikkat çekmişti.

İşte Erdoğan’ın Amerika’ya gitmeden sadece 1 gün önce ve Şensoy’u istifaya zorlayan gerçek nedenin perde arkasının sinyallerini verdiği konuşması.

Videoyu İzlemek için Tıklayınız.

6 views

Google Etiketleri:

10 Aralık 2009
Okunma 6
bosluk
özgün yorum Son Yazılar FriendFeed

Sayfalar

Sponsor

Site İstatistikleri

  • Bugün: 20
>