Fethullah Gülen’e niye düşman oldu?
->

New York’ta yaşayan 36 yaşında Leyla T. isimli Türk kadın, Ayşe Arman’a Fethullah Gülen konusunda ilginç şikayetlerde bulundu. Röportajda oldukça ilginç itiraflar var:
Ayşe Arman bugün Hürriyet’te ilginç bir röportaja imza atmış. Röportaj başlığı “Kocamı Fethullahçılara kaptırdım oğlumu asla vermeyeceğim!” Sanıyorsunuz ki ezilen, dövülen ve ihanet edilen bir kadın söz konusu.
Metinde “Fethullahçı” kocanın kusurları şöyle sıralanıyor: “. … kâbus başladı… barların altını üstüne getirdiğiniz adam, Ramazanda içki içen, dünyanın en bohem adamı, Kuran’ı elinden düşürmüyor, 5 vakit namaz kılıyor…” Ayşe Arman kendisine baskı yapıp yapmadığını
soruyor:”Sizden dini kurallarına uygun olarak yaşamanızı istedi mi?
-Yok hayır. Ama ruhen iki ayrı uca yuvarlandığımızı hissettim. Bana, “Sana asla kapan demem. Dinde zorlama yoktur. Benim görevim bunları sana anlatmak, ister yaparsın, ister yapmazsın!” diyordu.” Arman da kocanın kötülüğü(!) hakkında ikna olmuyor. Ve “Ne alaka…” ve “Tüm bu hikâyede sizi en çok rahatsız eden şey ne?” sorularıyla şaşkınlığını ifade ediyor. Kadının önyargılarıyla fark etmeden bahsettiği kötü kocanın tek suçu evine çoluk çocuğuna bağlı, bar, gece kulübü gezmeyen, CentralPark’ta Türk günü düzenleme gibi sosyal aktivitelere katılan bir koca tipi. Ama kadının tutkuları, çok farklı bir atmosferi işaret ediyor. Kötülemelerle aslında kocasını methettiğinin farkında değil. Fethullah Hoca düşmanlığı sınır tanımıyor. Şunları söylüyor: “Bu kadar iyi olmalarının sebebi nedir? Neden dünyanın her yerinde okullar açıyorlar, neden küçücük çocukları topluyorlar, dini eğitim veriyorlar… CentralPark’ta Türk günü yaptılar mesela. Türk günü yapmak onlara mı kaldı? …”
Kadın o kadar öfkeli ki “büyüklerinin elini öpen saygılı bir çocuk” olmasından korkuyor ve şunları diyor: “Ya çocuğumun uyuşturucu kullanan arkadaşları olursa, çocuğuma musallat olurlarsa, diye korkar ya, benimki de o hesap. Resmen uyuşturucudan beterler…” diyor. Ayşe Arman’ın bu önyargılı kadının yanında eşiyle de görüşmüş olmasını kadını çıldırtan kötülüklerini(!) sorgulamasını temenni ederdik.
Ama yine de Fethullah Gülen’e düşman olanların “okulları gezmeden, kimseyi tanımadan, faaliyetleri görmeden düşman olabilme psikolojisini” açığa çıkardığı için Arman’a teşekkür etmek gerek.
İşte röportajın tam metni:
Kocamı Fethullahçılara kaptırdım oğlumu asla vermeyeceğim!
Leyla T., New York’ta yaşayan 36 yaşında bir reklamcı. İstanbul’da halkla ilişkiler yaparken bir ressama aşık oluyor ve onun peşinden New York’a gidiyor. Evleniyorlar, bir de oğulları oluyor. Ama günün birinde peri masalı bir kabusa dönüşüyor. Bakın Leyla T., olanları nasıl anlatıyor…
Sizi tanıyabilir miyiz?
- Ben Leyla T. 12 yıldır Amerika’da yaşıyorum.
Ne münasebetle…
- 24 yaşındayken, New York’ta yaşayan bir Türk ressama âşık oldum. Annemlere “Amerika’ya tatile gidiyorum” dedim, İstanbul’daki hayatımı geride bıraktım ve buraya yerleştim.
Çok mu yakışıklıydı, çok mu karizmatikti, çok mu şefkatliydi, çok mu varlıklıydı? Sizi kimse onun kadar sevmedi mi? Nedir?
-Kafa olarak mükemmeldi. Türkiye’de ya erkek arkadaşınız olur ya sevgiliniz. Bir türlü, ikisi aynı insanda birleşmez. Ben şanslıydım, hem en yakın arkadaşım hem sevgilimdi, gözüm kapalı geldim.
Hemen mi evlendiniz?
-Evet. İyi bir sosyal hayat, sanatçı bir çevre, sergiler, davetler enstelasyonlar… Rüya gibiydi her şey. Evliliğimizin 3. yılında bir de oğlumuz oldu. Ne kadar mutluyuz diyor, sürekli şükrediyordum ki kâbus başladı. Eşim 5 vakit namaz kılan bir adam oldu.
Ne alaka?
-İşte sorun da bu. Ramazanda içki içerdi, dinden uzak dururdu ama Fethullahçılarla tanışınca, inanılmaz bir değişim yaşadı. New York’ta yaşayan pek çok Türk, Fethullahçılardan rahatsız. Eşim dahil hepimiz, “Bunlar ne yapmaya çalışıyorlar? Neden kapı kapı dolaşıyorlar? Karşı bir dernek mi kursak? Öyle mi yapsak, böyle mi yapsak?”derken; biri eşime, “Sen savaş açtın ama bu insanları tanımıyorsun, gel bir gör!” demiş. Gidiş o gidiş. 1-3-5 derken, “Çok iyi niyetli insanlar, ben yanılmışım” demeye başladı, toplantılarına düzenli gider oldu. Ruhunu dinlendiriyormuş, yoga yapıyor gibi hissediyormuş, bir tür meditasyonmuş, insanın kendi dinini öğrenmesinin nesi kötüymüş. Evin içinde Fethullah Gülen’in dergilerini, kitaplarını okuyor, DVD’lerini izliyor…
Siz ne yaptınız?
- Kendinizi benim yerime koyun, birlikte Soho’daki bütün barların altını üstüne getirdiğiniz adam, dünyanın en bohem adamı, Kuran’ı elinden düşürmüyor, 5 vakit namaz kılıyor ve “Allah için yapıyorum” diyor. Kafayı yiyecektim! Tamam ben de Allah’a inanıyorum ama ondaki bu 180 derecelik değişim beni korkuttu, öfkelendirdi, üzdü. Bir de kendimi aldatılmış hissettim, hayatını dinin esaslarına göre yönlendiren bir adam isteseydim, gider bir imamla evlenirdim.
Sizden dini kurallarına uygun olarak yaşamanızı istedi mi?
-Yok hayır. Ama ruhen iki ayrı uca yuvarlandığımızı hissettim. Bana, “Sana asla kapan demem. Dinde zorlama yoktur. Benim görevim bunları sana anlatmak, ister yaparsın, ister yapmazsın!” diyordu. Bir de, vaaz veriyor yani! Bilmem ne suresinde bu yazıyormuş, bilmem ne suresinde şu yazıyormuş.
Arkadaşları peki? Onlar ne dedi?
-Acayip dalga geçtiler. Her gittiğimiz yerde “Aaa sen Fethullahçı olmuşsun!” dediler. “Ne alakası var! Ben Fethullahçı değilim. Dinle ilgili bilgiler veriyorlar, gidip öğreniyorum” dedi durdu.
Kaç zamandır aynı şekilde devam ediyor?
-3 sene oldu. Ben tabii ruhsal çöküntü yaşadım, depresyon tedavisi gördüm. Anlamını kaybetti her şey. Bana kalkıp, “Atatürk alfabeyi niye değiştirdi?” diyor, “Bütün devrimleri neden tepeden inme yaptı, halk hazır değildi.” Sinir oluyorum. Çünkü evimde bu tür şeyleri tartışmak istemiyorum. Hala kızıyor bana, neden bu kadar tepki gösteriyormuşum, neden abartıyormuşum. Çok eğitimli tiplermiş…
Siz tanıştınız mı?
-Bir kısmıyla mecburen. Bizim oturduğumuz yerdeki derneğin ismi Tamef. 25 yaşlarında üniversite mezunu çocuklar çalışıyor. Hepsi eğitimli, İngilizceleri de çok iyi. Oğlum yaşındaki çocuklara yöneliyorlar…
Nasıl yani?
-Forma veriyorlar, futbol oynattırıyorlar, yaz kamplarına götürüyorlar. E tabii 9- 10 yaşındaki çocuklar bu tür faaliyetlere deliriyor. New York dışında, 15 gün orman içinde kamp. Çocuğun umurumda değil Fethullah’ın kampı olması, gitmek istiyor. Benim oğluma da kafayı taktılar. Formalar, eşofmanlar, çantalar. Kesinlikle “Hayır!” dedim.
Tüm bu hikâyede sizi en çok rahatsız eden şey ne?
-Bakın, benim kocam camiye gitseydi ve caminin hocasından böyle bir eğitim alsaydı ondan nefret etmezdim, onu suçlamazdım. Ben Fethullahçıların ne niyetle bu hizmetleri verdiklerini bilmiyorum. Bu kadar iyi olmalarının sebebi nedir? Neden dünyanın her yerinde okullar açıyorlar, neden küçücük çocukları topluyorlar, dini eğitim veriyorlar…
Okullarını gördünüz mü?
-Hayır ama o okullara devam edenleri gördüm. Bir arkadaşımın çok yaramaz bir oğlu vardı, Brooklyn’deki okula gitti, şimdi beyni alınmış gibi, karşılaştığı her büyüğün elini öpmeye çalışıyor. Tuhaf bir çocuk yarattılar, sanki çocuk değil, makine. Fethullah Gülen’e baktığınız zaman Afrika’da okullar, Uzakdoğu’da okullar, bir sürü yazı okuyorsunuz, hikaye dinliyorsunuz, tabii tedirgin olacaksınız…
Tüm bunları kocanıza anlatınca ne diyor?
-”Sen zannediyorsun ki biz o toplantılarda, ‘Vatan nasıl satılır?’ diye konuşuyoruz, bunun planlarını yapıyoruz, alakası yok!” diyor, “Neden önyargılısın, neden onların kötü olduklarını düşünüyorsun?” Sonra vaaza başlıyor, “Fethullah Hocamız şöyle diyor, böyle diyor…” O, öyle dedikçe ben çıldırıyorum. Bir tek iyi şey var: İşleri yoğunken, sergi-mergi, onlarla istediği kadar çok görüşemiyor, o zaman biraz olsun normale dönüyor.
Evliliğiniz ne durumda?
-Tabii ki vazo kırıldı, eskisi gibi değiliz. Ben antidepresanlara devam ediyorum.
Bütün bunları bir gazeteciye niye anlatıyorsunuz?
-Çünkü bizi rahat bıraksınlar istiyorum! İnanılmaz organizasyonlar yapıyorlar. CentralPark’ta Türk günü yaptılar mesela. Nereden buluyorlar o parayı? Türk hükümetinden fon aldıkları doğru mu? Ben öyle Türk günü de istemiyorum. Bütün kadınlar kapalı. Türklük bu mu? Türk günü yapmak onlara mı kaldı? Her yerde niye karşımıza çıkıyorlar? Hani insan,”Ya çocuğumun uyuşturucu kullanan arkadaşları olursa, çocuğuma musallat olurlarsa” diye korkar ya, benimki de o hesap. Resmen uyuşturucudan beterler. Eve telefon açıyorlar, “Leyla Hanım, bilmem nerede kurban kesilecek, bize yardım etmek ister misiniz?” diyorlar. “Hayır!” diyorum, “Bize katılmak ister misiniz, hayır işi yapacağız?”"Hayır” diyorum, “Niye öyle diyorsunuz, gelin tanışalım, sizi ağırlayalım, bizi yakından tanıyın” diyorlar. Yine “Hayır!” diyorum. İnanılmaz yüzsüzler, hiç yılmıyorlar. Sinir bozucu olan da şu: Hep terbiye sınırındalar. Ama ben onlarla savaşacağım. Kocamı Fethullahçılara kaptırdım, oğlumu asla vermeyeceğim!
Hürriyet-Zaman
Benzer İçerikli Yazılar
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.
Nisan 12th, 2009 at 00:15
Alakası yok bu kadının dedikleri tamamiyle saçma…kocasının namaza baslamasının hıcbır kotu yanı yok.Bu kadın o…….ysa kocası napabılır…bunun cocuqu i… olacak ki kadın cocuqunu sevsin…namaz kılsa anası onuda dışlar eminim…burada çocuquna acıyorum
Nisan 12th, 2009 at 00:17
kocanı zorla götürmemişler oraya senide zorla çağırmıyolar…kocan bara gitmiyor diye mi rahatsız oluyosun…manyakmısın bea karı sen çocuqunun neden namaz kılmasını istemiyosun ki…neden tertemiz bi ruha sahip olmasın cocugun…
Mayıs 20th, 2009 at 00:30
Ne insanlar var yaw. Kocam içki içiyor, karıya-kıza gidiyor diye şikayet edeni duydum da namaz kılıyor diye şikayet edeni ilk defa duyuyorm
Mayıs 25th, 2009 at 00:33
TÜRKAN SAYLANIN CENAZESİNDE KOMİKLİK YAPILIYOR
NE TUHAF CENAZE TÖRENİMİZ VAR
CENAZEDE İMAM TOPLANANLARDAN HELALLİK İSTİYOR
HALBUKİ TOPLANANLAR HELALLEŞECEĞİ KİMSELER DEĞİL , AKSİNE ORTAK OLARAK ZAVALLI KIZLARIN HAKLARINI YİYEN KİMSELER
VE O KIZLARIN HAKLARINI BAŞKALARINA YEDİRENLER
KOMİK ÇOK KOMİK OKULDAN ATILAN OKUYAMAYAN GELECEĞİ KARARTILMIŞ KIZ ÇOCUKLARINDAN HELALİK İSTENMELİ DEĞİLMİİYDİ
ZATEN O TOPLANANLAR GELECEĞİ KARARTILANLARIN EKMEĞİNİN
ÜZERİNDEKİLERLER
FIKRA GİBİ ÜLKEYİZ VESSELAM
ÖLÜMLE BİLE DALGA GEÇİYORUZ
Valla biz hiiiiiiiiiiiiiiiçç kocamayız milletçe
cenaze törenlerimizde bile canlı canlı komik şovlar
yapıyoruzzzzz.
bu şovlarla allah haşa aldatılabilir mi ??
kendi kendimizi aldatmakla da komikleşiyoruz
allah c bütün mümin kardeşlerimize rahmet etsin
Haziran 27th, 2009 at 00:43
vay, örümcek kafalılar, toplanmışız?!
sayın kodu bozuk, nam-ı diğer site sahibi; sizi bir forumda da açıkça eleştirmiştim, hatırlarsınız. Yazılarınıza bakıyorum da, copy-paste blog dediğimiz tarzdanmışsınız, ayrıca sitenin kuruluş amacından da bayağı sapmışsınız. Niyetinizin ne olduğu zaten bu yazıyı ve diğer yazıları (hatta yorumları) okuyan kişiler tarafından açıkça gösteriliyor. Daha blog’unu türkçeleştirmekten acizsin, sen neyine güvenerek ‘taraf’ oluyorsun, he benim acemim, benim tosunum?
Haziran 27th, 2009 at 01:17
Mr. Ziyaretçi Totensonntag ,
Bir kuyruk acısıyla hareket ettiğiniz belli. Daha önce de belirttim, siz eleştiri kelimesinin anlamını anlamaktan acizsiniz. eleştireceğim diye yaftalıyor, hakaret ediyorsunuz. Sözgelimi “örümcek kafalı” tabiri tamamen “kafasızlığınızı” örtmek için kullandığınız bir tabir. Hadi diyelim biz örümcek kafalıyız, kafasız olmaktan evledır zannımca.
Blogun türüne, içeriğinde ne olduğuna gelince,
onu da size soracak değilim herhalde. Bu blogun iki amacı vardı: Bazı mühim haberleri paylaşmak ve üzerine yorum yapmak. İkinci kısmının zayıf kaldığı doğrudur. Bunu bir eleştiri olarak ifade etseniz kabul ederim ama salyalar akıtarak etfara saldırıyorsunuz. Tahammülsüzlüğünüz nasıl bir naviyeden hayatı yorumladığınıza (ya da yorumlayamadığınızı) gösteriyor zaten. Ama bizim güzel bir huyumuz var. Biz, bize havlayanı bile efendiliğimizle döveriz. Ona kızmayız, ancak acırız. Efendi gibi değerlendirmeler yapacaksanız eyvallah, ama seviyeyi düşürmek için gelecekseniz güle güle.
Kasım 17th, 2009 at 16:05
Sayın admin
————
Mr. Ziyaretçi Totensonntag ,a hitaben verdiğiniz cevab hayran kaldım bir cahile bukadarmı güzel cevap verilir yazıları hakkında bukadarmı güzel tespitler yaplır.Helal kardeşim ilmini tebrik ediyorum..