->
Efendim işin özetini söyleyerek tersten başlıyorum.
Bu memlekette adalet terazisi elinde bulananlar dahi bağımsız değil. Kendini devletin sahibi sanan azınlık zümre onları da gizli-açık kontrol ediyor. Örneği 28 Şubat sürecinde yaşananlar. Kendilerine “irtica” hakkında brifing verilen yargı mensuplarının brifingi verenleri dakikalarca ayakta alkışladıkları malum. Şimdiki konu ise doğrudan müdahale. Nasıl mı?
Haziran 98 de yapılan bir öperasyonda ölü ele geçirilen teröristler var. 7.Kolordu komutanlığı mahkemeye yazı yazarak ölü ele geçirilen teröristlerin üzerinden birtakım kişilere ait isimler çıktığını ve bununla ilgili işlem yapılmasını istiyor. Oysa operasyonu yapan komutanın raporunda birşey bulunamadığı yer alıyor. Buna rağmen mahkeme talebe (ya da emri mi demeliydim) işleme alıyor ve ilgili kişiler tutuklanıyor. Bu kişiler delil yetersizliğinden tutuksuz yargılanırken davayı takip eden komutanlık yeniden yazı yazarak bu kişilerin cezalandırılmasını istiyor. Hem de ölü ele geçirilen teröristlerin üzerlerinden çıktığını iddia ettiği belgelerle. Bir yıl süren yargılama sonucunda sanıklar beraat ediyor ama olan Devlet Güvenlik Mahkemesi personeline oluyor. Olaydan sonra ilgili davaya bakan hakimler normal mahkemelere kaydırılıyorlar. Türkçesi: sürgün..
Yorum yok …
Detaylar ve ilgili belgeler için tıklayınız…

İktidarla kavgalı olan Medya patronu Aydın Doğan, içini rakip gazeteye, Taraf gazatesine dökmüş. Başbakanın belediye başkanlığı yıllarında kendisine özel sohbetlerde “abi” diye hitap etmesinden tutun da kendisine en son kesilen vergi kaçakçılığı cezasına varıncaya dek pek çok konuda açıklamalar yapmış. Buna Hilton meselesi de dahil…